Outdoor Oracle

Boğazkale

Türkiye

Genel Bilgiler

Yüzölçümü: 254 km2

Rakım: 1036m

Nüfus: 8190

Coğrafya

Boğazkale Doğu da Alaca, Kuzey ve Batı da Sungurlu, Güney`de Yozgat İli ile komşu bulunmaktadır.

  • Yüzölçümü 254 Km2`dir.
  • Kilometrekareye 36 kişi düşmektedir.
  • İlçe Merkezinin rakımı 1036 m dir.
  • Yıllık ortalama yağış 398 mm. civarındadır.
  • Bitki örtüsü genellikle steplerden oluşmuştur.
  • En önemli akarsuyu Budak özü çayıdır.
  • İlçede Karasal iklim hâkim durumdadır.
  • İlçenin toplam arazisi 22.902 hektardır.
  • Orman arazisi 6.165 hektardır.
  • Çayır alanı 23 hektardır.
  • Mera alanı 3.784 hektardır.
  • Tarla arazisi 12.110 hektardır.

İlçe arazisinin çoğunluğu dağlık bölge de azınlığı ise ovalık bölgede yer alır. İlçe Merkezi ve Evren Beldesinde kavak ağaçları, dağlık bölgede ise meşe ve çam ağaçları bulunmaktadır

Tarihçe

Boğazkale 1987 yılına kadar Sungurlu İlçesine bağlı bir Bucak Merkezi durumunda iken 04.07.1987 gün ve 3 392 sayılı "103 İlçe Kurulması Hakkındaki Kanun" ile İlçe haline getirilmiştir. İdari teşkilat kuruluş çalışmalarından sonra 21.11.1988 günü resmen faaliyete geçmiştir.

Belediye teşkilatı ise 1967 yılında kurulmuştur.

İlçemiz köy iken Boğazköy ismini taşıyordu. Daha sonra idari açıdan köy tüzel kişiliğinden Bucak tüzel kişiliğine çevrildiğinde, İlçenin kuruluş yeri coğrafi konum olarak boğaz olduğundan eskiden kullanılan Boğaz sözcüğü aynen alınmış Hattuşa Ören yerindeki kaleden esinlenilerek Boğazkale olarak adlandırılmıştır. İdari açıdan bucak olduğu ve isim değişikliği yapıldığı tarih bilinmemektedir. Ören yerleri ile ilgili bazı kaynaklarda Boğazköy olarak yer almaktadır.

Hattuşa ve Yazılıkaya`nın keşfi 1834 yılında olmuştur. 1835-1894 yılları arasında çeşitli yabancı Arkeologlar tarafından ferdi çalışmalar yapılmış, 1904 yılından itibaren ise Alman Doğu Kültürleri Araştırma Merkezi tarafından kazı çalışmaları başlatılmıştır.

İlçemizde bulunan Hattauşa Anadolu Medeniyetleri içinde önemli bir yer tutan Hitit Medeniyetinin (M.Ö.1650/1600-1200) yılları arası Başkentliğini yapmıştır.

Hattuşa yerleşim alanı içinde Büyükkayanın üst kesiminde bir köy ortaya çıkmıştır.

Hattuşa/Boğazköy de ilk Tunç Çağın geç dönemlerinde Hatti yerleşmesi ortaya çıkar. Bu Hatti yârleşmesi izleyen Orta Tunç Çağında MÖ 19/18. yüzyılda burada bir Karum (Asurlu Tüccarların Kolonisi) kurulur. Asurlu tüccarlar bakır gümüş altın ile değerli taşları ve hammaddeleri almak için geliyorlardı. Karşılık olarak da kalay, kumaş ve elbise getiriyorlardı. Ticari işlemlerin belgelenmesi için Asurlu tüccarlarla birlikte çivi yazısı da gelmiştir. Bulunan tabletlerde merkezin adı da Hattuş olarak geçiyordu. Tabletlerde Kuşarlı Kral Anitta Hattuş Kralı Pijustiyi yendiğini şehri tahrip ettiğini anlatır. Kazılarda MÖ 1700 yıllarında Hattuş şehrinin yandığı anlaşılmaktadır. Şehrin konumu, su kaynaklarının bolluğu gibi etmenlerden dolayı MÖ 17. yüzyılın 2. yarısında Hitit Kralı Hattuşalı anlamına gelen 1. Hattuşili burayı başkent olarak seçer. Böylece Hattilerin Hattuşundan Hititlerin Hattuşası doğar. Hititlerin dilleri Hint Avrupa dil grubuna girer. Hititler MÖ 3000;nin ikinci yarısında Kafkaslar üzerinden İç Anadoluya göç etmişlerdir. 1. Hattuşiliden sonra halefi Mürşili geçer. Kaşka boyları Hitit bölgelerine akınlar yaparak devleti zayıflatırlar.1.Şupiluluma ve ondan sonra gelen krallar devleti güçlendirmiştir. Hitit Kralı 2. Muvattali ile Mısır Kralı Ramses arasında Kadeş Savaşı 1274 yılında yapılır. Savaş sonuçsuz kalır. Barış anlaşması yapılır. Bu tarihteki ilk yazılı anlaşmadır. Hitit Şehrine kesin kim tarafından son verildiği bilinmemektedir. MÖ 1180-334 yılları arası Frig ve Pers hâkimiyetinde kalır. MÖ 334-MS 1071 yılları arası Hellenistik/Galat ve Roma/Bizans egemenliğinde kalır.

1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu Türk Fethiyle karşı karşıya gelir. İzleyen yüzyıllarda bölge büyük ölçüde boş kalmıştır.

Elbistanlı Bostanlı aileleri Kahramanmaraş Elbistandan, Atila aileleri Malatya Arapkirden Gemerekli aileleri Sivas Gemerekten, Ocaklı Ailesi Sivas Yıldızeliden gelerek Dulkadiroğullarının çevresini oluşturmuşlardır. Dulkadiroğulları Boğazköy ve Sungurlu çevresinin hâkimi olmuşlar. Cumhuriyet döneminde ağalıkların kaldırılmasıyla Dulkadiroğullarının Osmanlı dönemindeki ağalıkları son bulmuştur. Dölarslan soyadını almışlardır.

İsmi Boğazkale olarak değişen nahiye merkezi (bucak) 1967 yılında belediye olmuş ilk belediye başkanlığını Dölarslan ailesinden Şahin bey yapmıştır.

Hititlerin baş şehrini bağrında bulunduran Boğazkale turistik bir şehirdir. İşsizlik nedeni ile, yıllar önce göç alan Boğazkale şimdi göç vermeye başlamış ilçenin tamamından fazla nüfus büyük şehirlerde yaşamaktadır. Evren ve Evci olarak iki kasabası, 12 köyü ve 1 mezrasıyla küçük bir Anadolu ilçesi görünümündedir.

Telefonlar

Kaymakam: 452 20 01 - 452 21 23 
Jandarma: 452 25 14 452 20 05 452 25 14
Belediye Başkanı: 452 20 21 452 28 30 452 20 21
Sağlık Grup Başkanı: 452 20 07 -  452 20 07
Müze: 452 20 06  

Ulaşım

İlçe, Çorum İli`nin 82 km. güneybatısında yer almakta olup Ankara`ya uzaklığı ise 208 km`dir.

Boğazkale Müzesi

Müze

Çorum Müzesi Müdürlüğü`ne bağlı olarak hizmet veren Boğazköy Müzesi Çorum`un 82 km. güneybatısındaki Boğazkale İlçe merkezinde yer almaktadır. 12 Eylül 1966 yılında açılan Müze, Boğazköy (Hattuşaş) kazılarında açığa çıkan ve çevreden müzeye gelen eserlerin depo ve sergilemesinin yapıldığı mahalli bir müze konumdadır.

Hitit Dönemine ait eserlerin ağırlıklı olduğu müzede Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler de sergilenmektedir.

Müzenin giriş holünde Hattuşaş örenyerini gösterir bir harita ile kronolojik bir tablo yer almakta olup, aynı yerde Kral kapıdaki mülaj tanrı kabartması, Hitit Kralı IV. Tuthalia`nın kabartması ve onun karşısında ise hiyeroglif yazılı taş stel bulunmaktadır.

Giriş holünden geçilen birinci salonda; Kalkolitik, Eski Tunç ve Asur Ticaret Kolonileri Çağına ait pişmiş toprak eserlerin sergilendiği vitrinler ile bu salondan büyük salona geçilen bölümde ise Yazılıkaya`dan getirilen tanrıça İştar`ın kabartması yer almaktadır.

İkinci salonda; kronolojik olarak yapılan teşhir düzenlenmesinde Asur Ticaret Kolonileri ile Eski Hitit Dönemine ait büyük boy gaga ağızlı testiler ve bunların buluntu durumlarını gösteren fotoğraflar yer almaktadır. Bu vitrinlerin hemen yanında yer alan vitrinlerde ise Eski Hitit ve İmparatorluk Dönemine ait pişmiş toprak ve taş eserler, Frig Dönemine ait boyalı seramik kaplar, fibulalar, Roma Dönemine ait pişmiş toprak ve cam eserler, Bizans Dönemine tarihlenen bir kiliseye ait bronz malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca müzede yer alan orta vitrinlerde yine Hitit Dönemine ait çivi yazılı tabletler, mühür baskılı pişmiş toprak bullalar, silindir ve damga mühürler, bronz baltalar, iğneler, taşçılık aletleri ve kalıplar ile fildişinden dans eden tanrıça, üçlü tanrıça grubu, pandantifler ve kabartmalı seramik parçaları teşhir edilmektedir. Vitrin aralarında da büyük boy testiler ile kabartmalı orthostatlar yer almaktadır.

  • Tel: (0364) 213 15 68
  • Faks: (0364) 224 30 25

Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Hattuşaş

Ören Yer

Boğazköy (Hattuşaş) örenyeri, Çorum İli`nin 82 km. güneybatısında yer almakta olup Ankara`ya uzaklığı ise 208 km`dir. Hitit devletinin eski çekirdek bölgesinin merkezinde bulunan Boğazköy (Hattuşaş) ören yeri Budaközü Çayı vadisinin güney ucunda, ovadan 300 m. yükseklikteki sayısız kaya kütleleri ve dağ yamaçlarının bölünmesiyle çevrili olarak kuzey ve batıda derin yamaçlarla sınırlandırılmıştır. Şehir kuzeye doğru açık olup kuzey kısmı dışında diğer kısımları surla çevrilidir.
Hattuşaş ören yeri ilk kez 1834 yılında Charles Texier tarafından gezilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu kalıntılarla Hitit devleti arasında ilk kez bir bağ kuran kişi Sayce`tır. Bu zamana kadar Hitit`lerin merkezinin Suriye olduğu sanılmaktaydı. 1882`de Carl Human, Otto Puchstein ile Boğazköy`e birlikte gelmiş ve ilk kez toplu bir plan çalışması yapmıştır. Halen Pergamon Müzesinde bulunan Yazılıkaya`nın kalıplarını da çıkarmışlardır. E. Chantre ilk test kazısını 1893-1894`te gerçekleştirmiş, 1905 yılında ise Makridi ve H. Winckler Boğazköy`ü gezmişler ve 1917 yılına kadar devam eden kazı çalışmalarını yürütmüşlerdir. 1932 yılında ise Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Kurt Bittel tarafından başlanılan sistemli kazılara II. Dünya savaşı sırasında bir süre ara verildikten sonra, yeniden başlanmış ve 1978 yılına kadar çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. 1978 yılından 1993 yılına kadar Dr. Peter Neve başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarını, 1994 yılından itibaren Dr. Jurgen Seeher üstlenmiştir.

Boğazköy (Hattuşaş) ören yerinde M.Ö. III. binden itibaren yerleşim görülmektedir. Bu dönemdeki küçük ve müstahkem yerleşmenin Büyükkale ve çevresinde olduğu tespit edilmiştir. M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda Aşağı Şehir`de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri görülmektedir ve şehrin adına ilk kez bu çağa ait yazılı belgelerde rastlanmıştır.

Boğazköy (Hattuşaş) Sfenski

Ören Yer

Kalker, M.Ö. 14-13. Yüzyıl, Yüksekliği 2.58 m, Boğazköy güney kapısının say yanındaki sfenks olup Almanya`da Berlin Müzesi`nde sergilenmektedir.

Hattuşaş`taki ilk gelişme dönemi büyük bir yangınla sona ermiştir; bu yangının sorumlusu Kuşşara kralı Anitta olmalıdır. Belgelere göre hemen bu tahripten sonra yaklaşık M.Ö. 1700 yıllarında yeniden yerleşime açılan Hattuşaş 1600`lerde Hitit devletinin başkenti olmuştur; kurucusu tıpkı Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I. Hattuşili`dir.

Hattuşaş başkent olduktan sonra şehrin gelişmesinin en uç noktasında anıtsal bir yapılaşmayla karşılaşılmaktadır; 2 km. genişliğindeki şehir saray, tapınak ve mahalleleriyle M.Ö 13. yüzyıldaki haline kavuşmuştur. Hattuşaş`ın ikinci gelişme döneminde imparatorluğun son yıllarında hem içte hem de dışta üç önemli Hitit kralı etkin olmuştur. Bunlar III. Hattuşili, oğlu IV. Tudhalia ve onun oğlu II. Şuppiluliuma`dır. II. Şuppiluliuma`nın son dönemlerinde (M.Ö. 1190) ekonomik sıkıntılar ve iç karışıklıklar nedeniyle yıkılan Hitit devletinden sonra Boğazköy 4 yüzyıl boyunca terk edilmiştir. Daha sonra buraya Frigyalılar (M.Ö. 8. yy. ortaları) yerleşmiştir. Hellenistik ve Roma Döneminde (M.Ö. 3. - M.S. 3. yy.) Hattuşaş küçük surla çevrili bir beylik merkezi, Bizans Döneminde ise bir köy durumundadır.

Hattuşaş`ın "Yukarı Şehir" olarak bilinen kesimi 1 km² den daha büyük bir yüz ölçüme sahip, eğimli bir arazidir. Bu alan M.Ö. 13. yüzyılda Geç İmparatorluk Çağında şehrin gelişmesine sahne olmuştur. Yukarı Şehir`in geniş bir bölümü yalnızca tapınak ve kutsal alanlardan oluşmaktadır. Yukarı Şehir geniş bir kavis halinde onu güneyden çeviren bir surla donatılmış olup, sur üzerinde 5 kapı mevcuttur. Şehir surunun en güney ucunda ve kentin en yüksek noktasında bastion ile sfenksli kapı yer almaktadır. Diğer dört kapıdan güney surunun doğu ve batı ucunda karşılıklı Kral Kapısı ve Aslanlı Kapı yer almaktadır.

Yukarı Şehir`de görülen yapılaşma üç evrelidir. Birinci evre ilk surların inşaatı ile çağdaştır. İkinci evre, surlarda görülen ilk tahribattan sonraki yeniden yapım ve tapınak kentinin son biçimini almış olması ile belli olan evredir. Son evrede ise mevcut yapılarda görülen tadilat ve tamiratlar dışında dinsel amaçlar dışında bir yeni yapılaşma başlamıştır. Yukarı Şehir`de "Mabedler Mahallesi" olarak bilinen alan sfenksli kapıdan; Nişantepe ve Sarıkale`ye kadar uzanır. Bu alanda çeşitli evrelere ait birçok tapınak açığa çıkarılmıştır. Tapınak planlarının genel karakteri, bir orta avludan girilen ve birer dar ön mekân ile derin ana mekânlardan oluşan kült odaları grubunun yapıyı biçimlendirmesidir.

Tapınaklarda ele geçen malzemeler beş gruba ayrılmaktadır.

1- Seramikler,
2- Aletler,
3- Silahlar,
4- Kült objeleri,
5- Yazılı belgeler.

Yukarı Şehir`in girişinde, Büyük kale`nin hemen önünde yer alan Nişantepe ve Güneykale`de Hitit sonrası yapılaşmalar dikkat çekicidir ve bu M.Ö. 7-6. yüzyıla tarihlenen Frig yerleşmesidir. Hitit Döneminde bu alan topografyaya göre üç bölümde incelenir:

Büyükkale`nin güneyindeki geçit (viaduct), Yukarı Şehir`e giden yolun iki tarafında ve Nişantepe`nin kuzeyinde önceden yerleşilen plato ile Güneykale`nin yerleşim alanı.

Kuzey ve güney binası dışında önemli bir yapı da Batı Binası ve Saray Arşividir. Büyük bir yangınla tahrip olmuş binanın yamaçta iki bodrum katı olduğu düşünülmektedir. Bu iki bodrum katında yaklaşık 3300 adet bulla ve 30 çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bullaların 2/3`ü büyük kral mühürleri taşımakta ve kronolojik listeye göre I. Şuppiluliuma`dan Hattuşaş`ın son kralı ve onun torunu II. Şuppiluliuma`ya kadar kralları temsil etmektedir. Kral mühürleri yanında kraliçe mühürleri de açığa çıkarılmıştır.

Güneykale`deki yapılaşma ise II. Şuppiluliuma tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu alanda geniş bir gölet ile üç ayrı noktasında üç yapı mevcuttur. Oda 1 ve 2 olarak adlandırılan ve ayakta duran iki yapıdan oda 2, göletin kuzey köşesinin batısında yer alır. Tek mekânlı olan bu oda içe doğru daralarak küçülen parabol biçimli bir kubbeye sahiptir. Oda 1`de ise in situ olarak az kalıntı ele geçmiştir. Oda 2`nin duvarlarının üçü de kabartmalarla bezelidir. Karşı duvardaki ana tasvirde sola dönmüş, uzun elbiseli bir figür vardır. Yuvarlak başlığı üstünde kanatlı bir güneş kursu bulunmakta, sol elinde litus, sağ elinde ise ankh motifini tutmaktadır. Doğu duvarında Şuppiluliuma`ya ait kabartma vardır. Karşısındaki batı duvarında ise hiyeroglif kitabe yer almaktadır.

Yazılıkaya

Ören Yer

Hattuşaş ören yerinin 2 km. kuzeydoğusunda yer alan Yazılıkaya Tapınağı, önünde Hitit mimari özelliklerinin yansıtıldığı iki kaya odadan oluşmaktadır.

Yazılıkaya Tapınağı`nın kayalığa yapılmış olan bu odaları "Büyük Galeri" (A odası) ve "Küçük Galeri" (B Odası) adıyla anılmaktadır.

Büyük Galeri`nin (A odası) batı duvarı tanrı kabartmalarıyla, doğu duvarı ise tanrıça kabartmalarıyla bezeli olup her iki duvardaki figürler, doğu ve batı duvarlarının kuzey duvarı ile birleştiği ana sahnenin yer aldığı kısma doğru yönelmektedir. Tanrıların genel olarak sivri bir külâhı, belden kuşaklı kısa bir elbisesi, kalkık burunlu pabuçları ile küpeleri vardır. Çoğu zaman kıvrık bir kılıç ya da topuz taşırlar. Tanrıçaların hepsi uzun bir etek giyer, başlarında silindir biçimli bir başlık vardır. Doğu ve batı duvarının birleştiği kuzey duvarında, ana sahneyi oluşturan baş tanrılar yer almaktadır. Burada dağ tanrıları üzerinde duran Hava tanrısı Teşup ve karısı tanrıça Hepatu ile arkasında oğulları Şarruma ve çift başlı kartal yer almaktadır. Kral IV. Tuthalia`nın kabartması ise doğu duvarda yer almakta olup, galerinin en büyük kabartmasıdır.

Ayrı bir girişi bulunan Küçük Galeri`yi (B odası) girişin iki yanında bulunan aslan başlı, insan gövdeli kanatlı cinler korumaktadır. B odasının batı duvarında sağa doğru sıralanan oniki tanrı, doğu duvarında ise Kılıç Tanrısı ile Tanrı Şarruma ve himayesindeki kral IV. Tuthalia yer almaktadır. Bu kısımda iyi korunmuş kabartmalar dışında kayaya oyulmuş üç adet niş bulunmakta olup, bu nişlere bir takım hediyelerin veya Hitit kral ailesinin ölü küllerinin saklandığı kapların konulduğu düşünülmektedir.

  • Google
  • Arkadaşına Gönder
  • Twitter
  • Facebook