Outdoor Oracle

Viranşehir

Türkiye

Genel Bilgiler

Rakım: 569m

Nüfus: 137.618

Coğrafya

Viranşehir Güneydoğu Anadolu Bölgesi` nin Şanlıurfa iline bağlı bir ilçesi olup 39-45 Doğu meridyeni, 37-28 Kuzey paralelleri arasında yer almaktadır. Şanlıurfa` nın Harran ovasının doğusunda, Karacadağ`ın güneyinde kurulmuştur. İlçenin denize yüksekliği 569m.`dir.
Viranşehir doğuda Kızıltepe, kuzeydoğuda Derik, Mazıdağı (MARDİN), kuzeyde Çınar, Diyarbakır, batıda Şanlıurfa, kuzeybatıda Siverek, güneyde Ceylanpınar, güneybatıda Harran yer almaktadır.

Yeryüzü Şekilleri

İlçenin yeryüzü şekilleri açısından büyük bir sadelik göstermektedir. Harran ovasının bir uzantısı olarak kabul edilen Viranşehir ovası düz bir alana yayılmıştır. İlçemizin kuzeyinde bulunan Karacadağ (1938) `ın geçirdiği volkanik evreler sonucunda çevreye büyük oranda bazalt birikintileri yaymıştır. Bu bazaltlık alanlar geniş yer kaplamasına rağmen büyük yükseltiler göstermez. Bunun sebebi Çıkan materyallerin akışkan bir özellik göstermesidir. İlçemizin güneyi ise düz bir ova görünümündedir. Yalnız köylerimizin bazılarında eski tarihlere dayanan höyükler bulunmaktadır. Viranşehir doğu ve batısında çeşitli akarsular bulunmaktadır.

Viranşehir Ovası

1200 Kilometrekare alanı ile bölgenin en büyük ovalarından birini oluşturan Viranşehir ovası dalgalı ve engebeli bir özellik gösterir. Bu ova, kuzeyde Karacadağ batıda Tek tek dağları, doğuda Mardin il sınırı ve güneye doğru geniş bir yer almaktadır. Alüvyonlu topraklarla örtülü olup temeli kalkerli bir yapı gösterir. Viranşehir ` in genel coğrafyası ovadır, denilebilir.

Dağlar

Karacadağ: Viranşehir, Diyarbakır ve Siverek toprakları arasında bulunmaktadır. Yüksekliği 1938 m. dir. Sönmüş volkanik bir dağdır. Bazalt özellikli Viranşehir ve Siverek çevresine yayılmıştır.
 
Tek Tek Dağları: Viranşehir ve Harran ovası arasında kuzeyden güney doğrultusunda uzanan kıvrımlı dağlardır. Genel olarak basık bir plato görünümündedir. Kalkerli bir yapıya sahiptir.

Takır Tukur Dağları: Viranşehir `in kuzeydoğusunda yer almaktadır (rakımı 700-800 m.). Çevresinde önemli platolar bulunmaktadır.

Bitki Örtüsü

Viranşehir tabii bitki örtüsü bakımından fakirdir. Nedeni yaz aylarının sıcaklığı ve kuraklığı tabii örtüsünün gelişimini engellemektedir. Tabii bitki örtüsü Karacadağ mıntıkası hariç diğer bölgeler steptir. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren ot toplulukları yazın sıcakların artmasıyla erken sararırlar. Genellikle papatya, gelincik, lale, deve dikeni, sarı çiçekler, çimen, yabani buğday....vb. bitkilerdir. Karacadağ eteklerinde ise burada yetişen ot toplulukları güney bölgesine göre daha uzun ömürlüdür. Karacadağ eteklerinde meşe ağaçlarına rastlamak mümkündür.

Viranşehir`in genelinde özel olarak açılan artezyenler sayesinde erozyonu önlemek için ağaçlandırma faaliyetleri görülmektedir.

İklim

Viranşehir, konumu itibariyle, iç bölgede olduğundan, karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında bir geçiş özelliği sağlar. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçmektedir. Kuzeyi tamamen karasal iklimin etkisi altındayken, güney kesimlerinde de etkisi görülür. Kuzeyi daha yüksek olduğu için, daha fazla yağış alır. Kuzey kesimine 700 milimetreküp yağış düşerken diğer alanlara 350-400 milimetreküp arasında yağış düşer. İlçeye yağışlar kış aylarında %50, geri kalan yağışlar sonbaharın son ayları ve ilkbaharda düşer. Kar yağışları pek nadir görülür ve don olaylarına pek rastlanmaz.

Akarsular

Habur Nehri: Karacadağ `ın güney eteklerinden doğar, Fırat nehri `nin bir koludur.

Curcup Deresi: İlçenin batısından geçen, kuzey-güney doğrultusunda akan, Curcup(Duali) Deresi ve bunun üzerinde inşa edilen baraj göleti vardır. Toprak Su Göleti `nin, akışı yağmur sularına bağlı olarak mevsimlere göre değişmekte olup, yatak genişliği 30-50 m. Yatak derinliği 10-15m.`dir.

Sesik Deresi: Viranşehir `in 12km batısında olup, bu da akışı yağmur sularına bağlı olarak ve mevsimlere göre değişmekte olup, yatak genişliği 40-60 m. derinliği ise yer yer farklı olmakla birlikte 10-20 m. arasında değişmektedir. Bu deremizin 15 km. kuzeyinde inşa edilen Yayık(Persörek) Göleti bulunmaktadır.

Anıt Deresi: Viranşehir`in batısında ise Altınbaşak (İşğan) köyünden geçen bu derenin akışı yağmur sularına bağlı olarak mevsimlere göre değişmekte olup, yatak genişliği 25-50 m., yatak derinliği 5-10 m`dir.

Şavelet Deresi: Viranşehir ile Mardin il sınırları arasında geçmektedir. Yatak genişliği 60-100 m.derinliği ise yer yer farklı olmakla birlikte 20-30 m. arasında değişmektedir. Bu derenin akışı yağan yağmurlara bağlıdır. Bazı bölümlerinde akan pınarlar sayesinde yazın dahi suyu bulunmaktadır.

Bu derelerin yatak boyutları, beslenme havzasına oldukça geniş olduğu ve yağışlar sırasında yüksek feyzan debisi taşıdığını göstermektedir. Curcup, Sesik, Şavelet ve Anıt dereleri kuzeyde ilçeye 40 km. uzaklıktaki 1938 rakımlı Karacadağ eteklerinden kaynağını alır. Bu nedenle dereler mevsimlik yağışlarla ve ilkbaharda karların erimesiyle beslenmektedir. Yaz aylarında derelerin suyu azalır ve bazı yıllarda tamamen kurur.

Pınarlar

Yıldırım(kanıya bruski) Pınarı-- Viranşehir
Antin Pınarı -- Viranşehir
Meryemçayır Pınarı--Karacadağ
Gökverim Pınarı--Karacadağ
Balluca Pınarı--Karacadağ
Fatım Pınarı--Karacadağ
Sütpar Pınarı--Karacadağ
Tennur Pınarı--Karacadağ
Pirsaat Pınarı--Karacadağ
Nacar Pınarı--Karacadağ
Beklik Pınarı—Karacadağ

Tarihçe

Hurri-Mitanni, Hitit, Asur, Med-Pers ve Keldani hâkimiyetlerini gören ilçe, M.Ö 331`de Makedonya imparatorluğ una, M.Ö 163`te de Roma idaresine girmiştir. Bizans imparatorluğ unun ilk dönemlerinde Tella (Tepe) olarak tanınıyordu, sonra imparator Konstantin tarafından bazı şehirlerin adları değiştirildi. İlçeye de Konstantina veya Konstantina adı verildi.
640 yılında Şam ordusu tarafından fethedilmiş ve Tell-Muzin adını almıştır.
 
Sonraki dönemlerde yine Araplar tarafından Tell-Mavzen ve Tell-Mavzelath isimleri de kullanılmıştır. 660 yı lında Emeviler, 750 de Hamdaniler ve Abbasiler arasında el değiştiren Viranşehir, Türkmenler tarafından son kez kurulmuş ve Ören şehir adını almıştır. Ancak 1258`de Hülagu ve 1400 yılında da Timur tarafından yağma ve büyük ölçüde tahrip edilerek viran bir hale getirilmiş ve bu haliyle Osmanlı dönemine ulaşmıştır.
 
1517 yılında Osmanlı topraklarına katılan şehir 1792`den sonra Mardin`e, 1924 yılında da Urfa`ya bağlanarak ilçe haline getirilmiştir. İl merkezine 90 km. uzaklıktadır. 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 137.618 `dir. 1 bucağı, 98 köyü ve 204 mezrası vardır.

Akese (Hanefiş) Kilise ve Mağaraları

Kilise

Viranşehir-Ş.Urfa ipek yolunun 19.cu km.msinde bulunan Kırlık (Gavurhori) Köyünden tam güneyine doğru 6 km.sinde bulunmaktadır. Dere ağzında kayalara oyulmuş kilise bulunmaktadır.

Kilise girişin tam karşısında tavus kuşu kabartmaları göze çarpar. Dört ayrı odadan oluşan kilise ibadet ve vaftiz yerleri bulunmaktadır. Gizli ibadet yapmak için yapılan M.S. 2. yy. sonlarına doğru tahminen yapılan bu kilise ve doğusunda bulunan mağaralar farklı bir görünüm vermektedir.

Gizli ibadet yapmak için oyularak yapılan mağaralar yerden iki metre yüksekte bir insanın geçebileceği ölçüde bir delik bulunur. Bu delikten 1-2 m oturarak ilerlenir. Sonra ayağa kalkılır. Kare şeklindeki bölmede yukarı doğru 6-7 m. sağ sol ayak basamakları ile yukarı çıkılır. Mükemmel odalarıyla tarihi yaşamak mümkündür.

Çemdin Kalesi (Eski Kale)

Kale

Viranşehir-Ş.Urfa ipek yolunun 19.cu km.mden sola ayrılan toprak yol, 8 km. sonra Eski Kale Köyüne ulaşır. Kale, sert kalkerler alçak bir tepenin üst düzlüğüne inşa edilmiştir. Tepenin içine taş odalar oyularak, bölünmüş birer mesken haline getirilmiştir. Kapıları güneye açılan bu barınakların bir kısmı bir veya iki odalı, birçokları da dört-beş odaya kadar genişlemektedir.

Bu mağaraların üst düzlüğüne; dikdörtgen şeklinde, doğudan batıya doğru uzayan bir kale kurulmuştur. 12 burçlu ve iki gözetleme kulesi ile tahkim edilmiş bulunan bu kalenin sur ve burçları beyaz kesme taşlarla örülmüş; iç kısımları moloz taşı ve harçla doldurularak 3-4 m.ye kadar kalınlaştırılmıştır. Surların yüksekliği 8-10, burçların ki ise 13-15 m. kadardır.
Kalenin etrafında ikinci bir sur yoktur. Yalnız; kayalar kesilerek 5 m. derinliğinde ve 5 m genişliğinde, kalenin etrafını çevreleyen bir müdafaa hendeği vardır. Bu hendeğin içi, daime surette suyla dolu bulunduruluyordu.

Kaleye giriş ve çıkışları doğuya-batıya açılan iki kapı sağlardı. Bunların önünde ve müdafaa hendeğinin üzerinde geçit veren iki seyyar köprü bulunuyordu. Selçuklular bu kaleyi aldıktan sonra her iki kapıya da, duvar örmek suretiyle kapamış, Güneydoğu`dan bir başka kapı açarak; aynı biçimdeki köprü ile kale içine geçit vermiştir.

Kale meydanında, kimliklerini ispat edemeyecek şekilde tahrip edilen kalıntılar görülmüştür. Kuzey ve güneye bakan burç ve surlar yerlere kadar alçalmıştır. Doğu ve batı yönündeki burç ve surlar ise varlıklarını az-çok muhafaza etmektedirler. Müdafaa hendeğinin birçok yerleri taş ve topraklarla dolmuş ise de, bazı kısımları olduğu gibi durmaktadır.

Çok verimli, geniş bir ovanın ortasında yükselmiş bulunan bu kalenin ve etrafındaki barınakların; tarihin kaydettiği günden beri meskûn bulunduğu, Hitit ve Asur tesisleriyle müstahkem bir hale getirilmiş olduğu ilk bakışta kendini göstermektedir.

Kale; Romalılar tarafından inşa edilmiş, bulunduğu yerin önemli dolayısı ile bir kaç defa el değiştirmiş ve çeşitli milletler tarafından genişletilerek ilaveler görmüş, tamir edilmiştir. Bu met ve cezirler kale burçları, bedenleri üzerinde rahatlıkla görünmektedir. Batı kapısında bir kitabe bulunmaktadır.

Höyükler

Ören Yer

Tarih öncesi ve tarih çağlarında iki yerleşme tipi uygulanmıştır. Bunlardan biri düz diğeri tepe şeklindeki yerleşmelerdir. Tepe yani üst üste gelen çok evreli yerleşme tipine höyük adı verilir. Çok eski zamanlardan beri uzun süre aynı yerde kerpiç evlerin ve duvarların herhangi bir sebepten yıkılmasından sonra, yani inşa sathı elde etmek için enkazın üzerine toprak ve kumla doldurulması sonunda seviyenin yükselmesinden meydana gelmiş suni tepelerdir. 1 m. den 40 m ye kadar değişen yükseklikte ve yaylım sahası olarak 50-100 metreden 1000-1500m ye kadar veya daha fazla uzunluktadır. Tepe kısmı sivri veya düz olanlar yamaçları dik ve teras şekli gösterenler vardır. Höyüğün yaylım alanı içinde yüzey malzemesi olarak bol miktarda çanak çömlek ve eski karakterli höyüklerde ise sileksten veya obsidlerden aletler görülür. Höyükler medeniyetlerin araştırılmasında en büyük etkendir. Müzeleri dolduran ilgi çekici buluntular buralardan elde edilmiştir. Höyükler genellikle ırmak ve pınarların yakınlarında tarıma elverişli bölgelerinde yer almaktadırlar.

Yerleri ise yeraltı çukurları, mağaralar veya sığınaklardır. Höyükler günümüze en yakını en üstte olmak üzere eskiye doğru giden bir yerleşme düzeyi gösterir. Burada bulunan höyüklerin neolitik-kalkolitik ve tunç çağı yerleşmeleri üzerinde Hitit, Asur, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu... vs bunlara ait değerler bulunmaktadır. Bölgede tarih öncesi grubuna giren bir çook höyük vardır. Bunlardan bazıları üst üste yapılmış köy veya şehir kalıntılarını kapsar. Özellikle küçük olanlar malikâne sahiplerinin çiftlik binalarını içine alan yerler olarak kabul edilir.

Bu güzelim höyükler her taraftan kolaylıkla görülerek sahiplerinin zenginliklerine ve nüfuslarına işaret etmektedirler.

Tel- Goran (Yollarbaşı) Höyüğü

Diğer

Bölgenin en büyük höyüğüne sahip olan Tel-Goran çeşitli medeniyetlerin yaşamış olduğu çevresinde yapılan kazılar neticesinde geçmişin tarih öncesine dayanan bir yerleşim alanı çeşitli tablet eserler bulunmaktadır. Höyüğün arka tarafında Hz. Eyüp peygamberin büyük oğlu Havmel`in türbesi bulunduğu rivayet edilmektedir. Viranşehir`in batısında bulunan Tel-Goran 1560 yılında 414 nüfuslu Birecik Sancağının bir nahiyesi idi. Bugün Viranşehir`in en büyük köylerinden biri olup nüfusu 2000 civarındadır. 

Tella (Viranşehir) Martyrionu

Diğer

Bizans dönemi Hıristiyanlık yapılarının Şanlıurfa bölgesindeki en büyük örneklerinden olan oktogonal (sekizgen) planlı bu yapının 34.5x32 m. çapındaki kubbesinin bazalt taşından örülmüş sekiz paye üzerine oturduğu mevcut kalıntılardan anla­şılmaktadır. Yüzyılımızın başlarında sekiz payesi­nin tamamı ayakta olan bu yapının günümüze sadece bir payesi gelebilmiştir.

Büyük bir nekropolün ortasına inşa edildiği anlaşılan bu yapının önemli bir aziz için Martyrion (şehitlik) olarak IV.-V. yüzyıllar arasında inşa edilmiş olabileceği tahmin edilmektedir. Ancak böylesine görkemli bir Martyrion`un Viranşehir`de doğan, sonraları kendi adıyla "Yakubilik" olarak anılan "Monofizit" Süryanî cemaatini dağınık bir halden kurtarıp toparlayan ve "Tibeloyo" (Evrensel Metropolit) ünvanına kadar yükselen, 578`de Mısır`da ölen, cesedi 622`de Viranşehir`e getirilen Mar Yakub`un gömüldüğü Fisilta Manastırı olma ihtimalini de düşünmek gerekmektedir.

Kalıntılar arasında bulunan çok sayıdaki mozaik tanesinden yapının zengin mozaik süslemeli olduğu anlaşılmaktadır.

Yolbilen (hüfdemal) Mağaraları

Mağara

Yolbilen mağaralarına yaya veya araba ile gidilebilir. Viranşehir Kapalı Cezaevi`nin önünden geçen yoldan Sağırların Bahçelerine varılır. 500 m. ilerisinde bulunan derenin yamaçlarında yapılan mağaralar, sıralar halindedir. Dere yatağının iki tarafında bulunur. Mağaraların M.S 2. yy.da Süryaniler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Derenin tam doğusunda bir mağaranın şimdiye kadar sonuna ulaşılamamıştır.

Yüceler (İliye) Mağaraları

Mağara

Yüceler Mağaralarına özel veya ticari arabalarla gidilebilmektedir. Yer itibariyle Ş.Urfa-Viranşehir karayolunun 5-6 km.msinden güneye doğru İliye Mağaraları`na varılır. Burada bulunan mağaraların farklı yanı daire biçiminde bölümlerden oluşmaktadır. Bir mağaradan diğer mağaraya bilinçli olarak engeller yapılmıştır. Engelleri aşmak tehlikelidir. Bu mağaraların Romalılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Romalılar burada gizli ibadetler yaparlarmış.

Bu mağaralar, turistik bir değer taşımaktadır. Ayrıca tarih ve doğanın iç içe olduğu güzel bir ortamdır.

  • Google
  • Arkadaşına Gönder
  • Twitter
  • Facebook