
Farklı yerlerde dalış yapmak ve sualtını görüntülemek, sualtını görüntüleyen biz fotoğrafçılar için heyecan vericidir. Özellikle de çoğu insanın merak ettiği ve görmediği yapıları fotoğraflamak da oldukça güzeldir. Bu amaçla, Hasankeyf'in tarih kokan yapılarını sualtından fotoğraflamanın doğru olacağını düşündüm.
Öncelikle Hasankeyf hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Yaptığım araştırmalar neticesinde, milattan önceki dönemlerde kimlerin hüküm sürdüğüne ait yazılı bir kaynağa rastlayamadım. Ancak miladın ilk asırlarında Bizanslıların hakimiyetinde olan bu yerleşimin daha sonra Müslümanlara geçtiği varsayılmaktadır. Mezapotamya bölgesinde yer alan Hasankeyf; Dicle nehri, coğrafi yapısı, yerleşime müsait mağaraları ile tarih boyunca dikkat çekici özelliğini korumuştur. Tek parça taştan meydana gelen kalesi nedeniyle tarihte " Hısn Keyfa" adını almıştır.

Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular'ın milattan sonraki yıllarda bu bölgeye hakim olması ile kazandı. Milattan sonraki yıllardan itibaren o günkü ismi ile Hısn Keyfa, ortaçağın önemli şehirlerinden biri haline geldi. Hasankeyf'in Dicle nehri üzerinde yer alması ve o yıllarda ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomik olarak da gelişti. Hasankeyf'i milattan sonra 1232 yılından sonra Artuklular'dan alan Eyyubi Kürtleri, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilasına uğramış. Kürt Eyyubiler, Moğol istilası şokunu atlattıktan sonra 14. yüzyılın başlarından itibaren Hasankeyf'i yeniden imar etmeye başlamışlar. İç hesaplaşmalarla yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında Hasankeyf'i Osmanlılar'a bıraktı. O tarihten itibaren şehir önemini kaybederek günümüze kadar ulaştı. Ancak doğanın tarih üzerindeki tahribatı ve insan faktörüne rağmen, Hasankeyf o yıllardan günümüze kadar ihtişamını korumayı başarmıştır.

Hasankeyf'te, Dicle nehrinden fotoğrafladığım yapılar hakkında da kısaca bilgiler vermek istiyorum. Özellikle nehir üzerinde bulunan tarihi taş köprünün yalnızca destek kısımları görülmektedir. Tarihi kaynaklara göre taş köprünün Artuklular tarafından yapıldığı yazmakta. Bu köprü, kemer açıklıkları itibariyle ortaçağda yapılan taş köprülerin en büyüğü olarak bilinmektedir. Ortadaki büyük kemeri taşıyan iki orta ayağın arasındaki açıklık 40 metredir. Köprünün en önemli özelliklerinden biri de orta ayakları üzerinde yer alan ve on iki burcu simgelediği tahmin edilen figürlerdir. Yalnız ayaklar oldukça tahrip olmuş ve üzerindeki ifadeler anlaşılmaz durumda.

Hasankeyf'in en önemli yapılarından birisi de El-Rızk Camii'dir. Dicle nehrinin doğusunda ve köprü ayağına yakın bir bölgede inşa edilmiştir. Tarih kaynaklarında bu yapının, 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. Günümüzde bu camii den yalnızca minare kısmı sağlam kalmış durumda. Ayrıca kısmen yıkılmış giriş kapısında yer alan kitabenin altında Allah'ın doksan dokuz ismi mevcut.

Hasankeyf'teki en önemli eserlerden biri de kalede, yani en üst noktada yapılmış Ulu Camii'dir. Ulu Camii, Eyyubi'lerin Hasankeyf'teki ilk eseri olma özelliğini taşımaktadır. 1325 yılında kilise kalıntısı üzerine inşa edilmiş. Camii de bulunan alçı süsleme ve kitabe dikkate değer.

HASANKEYF'E ULAŞIM
Hasankeyf, Batman-Midyat karayolu üzerinde yer aldığından dolayı önemli bir geçiş noktasına sahiptir. Hasankeyf'e gerek Mardin'den gerekse Batman'dan ulaşılabilir. Batman' a 35 km uzaklıktadır. Hasankeyf'in Midyat'a uzaklığı 50km, Mardin'e uzaklığı ise 120 km.'dir. Hasankeyf'e en yakın havaalanı Batman'da bulunmaktadır. Bölgenin önemli bir ulaşım noktası olan Diyarbakır Havaalanına uzaklık ise 135 km.'dir.

Önümüzdeki yıllarda Hasankeyf, Ilısu Barajının suları altında kalacak. Bu proje kapsamında Hasankeyf'teki tarihi yapıların başında gelen simge taş köprü ve El-Rızk Camii minaresinin, belirlenen yerlere taşınacağı gündeme gelmektedir.

Yazı ve Fotoğraflar: Caner CANDEMİR - Outdoor Oracle Sualtı Fotoğrafçısı