Tarık Yurtgezer
Fotoğrafik bir yaşam?
Kendimi bildim bileli doğaya hep ilgi duymuşumdur. Çocukken taş ve yaprak koleksiyonu yapardım. Doğaya çıkmak, mesela ailece pikniğe gitmek benim doğayla iç içe olmam için büyük bir fırsattı. Kendimi doğanın içinde hep mutlu hissettim. Taş ve yaprak toplamak doğayı yanımda eve taşımak isteğinden başka bir şey değildi.
Üniversite yılları insanın sanat ve kültür olaylarını yakından takip ettiği yıllardır. Üniversitede okurken arkadaşlarımızla sergiler gezerdik. Özellikle okul çıkışı yolumuz üzerinde bulunan Devlet Güzel Sanatlar Galerisindeki (Zafer Çarşısı) sergileri hiç kaçırmazdık. Buradaki sergileri gezerken bir şeyin farkına vardım. Fotoğraf sergilerinde resim sergilerine oranla daha fazla zaman geçiriyordum. Fotoğraflara daha uzun süre bakıyordum. Fotoğrafa olan ilgimi bu sayede keşfettim. Artık fotoğraf sergilerini özellikle takip etmeye başlamıştım.
Bu durum bir süre sonra ben de fotoğraf çekme isteği de doğurdu. 126'lık film kullanan bir kutu kamera aldım. Çok basit bir şeydi. Bununla fotoğraflar çekmeye koyuldum. Sonuçlar pek iç açıcı değildi. Fakat uzun bir süre bu makineyi kullandım.
Okul sonrası askerlik, daha sonra yüksek lisans eğitimi derken bir süre fotoğraftan ayrı kaldım.
Yüksek lisansı bitirdiğim yıllarda Türkiye'ye Rus malları da girmeye, Çeşitli illerde Rus pazarları kurulmaya başlamıştı. Bunlardan birinden kendime Zenith marka bir fotoğraf makinesi alarak fotoğraf çekmeye tekrar başladım. Fakat bilgisizce fotoğraf çekmek istenilen sonuçları almaya engel oluyor. Bu nedenle piyasadan aldığım birkaç fotoğrafçılık kitabıyla ( zaten çok fazla yoktu) fotoğrafçılık üzerine bilgi edinmeye başladım. Kitaplarda okuduklarımı hafta sonları Mogan Gölüne veya Zir Vadisine (belediye otobüsüyle) giderek uygulamaya çalışıyordum.
1991 yılında Ankara Kavaklıdere'de Galeri Lotus açıldı. Burası bir fotoğraf galerisiydi yani sadece fotoğraf sergilerine açıktı kapısı. Burada birkaç sergiyi izledikten sonra galeri çalışanlarından Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneğinde (AFSAD) fotoğrafçılık seminerleri verildiğini öğrendim ve hemen gidip kaydoldum. Bu seminerde temel fotoğrafçılık bilgilerinin yanı sıra siyah-beyaz karanlık odayı da öğrendim. Artık kendi çektiğim siyah-beyaz filmlerin banyosunu ve baskısını kendim yapabiliyordum. Evde de küçük bir karanlık oda kurdum ve gece geç saatlere kadar çalıştım. Siyah-beyazın haricinde dia da çekmeye başlamıştım.
Bu yıllarda AFSAD'da benim dışımda sadece doğa fotoğrafı çeken kimse yoktu. Ben inatla yıllarca doğa fotoğrafı çalışmayı sürdürdüm. Yalnızca fotoğraf çekmiyor, aynı zamanda doğa fotoğrafı konusunda yabancı kaynaklardan araştırmalar yapıyor, yeni bilgiler ediniyordum. 1992-1993 sezonunda AFSAD Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım.
İlk dia gösterimi "Doğadan Seçki" adıyla 1994 yılında yaptım, ilk Doğa Fotoğrafçılığı Seminerimi de 1995 yılında AFSAD'da verdim.
2001 yılında AFSAD Yönetim Kurulu tarafından bir atölye açmam yönünde teklif aldım. Üyelere yönelik bir atölye olacaktı. Kabul ettim. Doğa fotoğrafı konusunda bilgilerimi ve tecrübelerimi başkalarına aktarmak bana keyif veren bir durumdur. Çok öğrenci yetiştirdim, çeşitli bilimsel sempozyumlarda dia gösterileri yaptım, doğa korumacı kurumların projelerine fotoğraflarımla destek verdim, yarışma jürilerinde görev yaptım. Öğrencilerimle birlikte Ankara ve başka illerimizde sergiler açtık ve bu günlere geldik.